Elif mi noktadan yoksa nokta mı eliften çıktı? Bu ne zaman oldu ? Elif’le noktanın bir olduğunu canlı bir şekilde ispat edebilir misin ?
….
-Ey mütehayyir!Okudun,yazdın,manasını da anladın. Peki manasını nasıl anladın?
-Elif-ba ile.
-Mana ne demek ?
-”Bir” in iki, ikinin “bir” olması demek.
-Buna ne denir?
-Kelime-i tevhid denir.
-”Bir” in bir olması mümkün müdür?Bir parçalara ayrılabilir mi,birleşik midir?
-Hayır.”Bir” in bölünüp parçalara ayrılması söz konusu olamaz.
-Pekala, öyleyse “Bir” nasıl iki olur? Bir’in neden iki ciheti vardır?
-İki cihetten biri ikrar,biri de inkardır.İnkar , ikrarın gölgesidir.Bu sebebten dolayı iki cihetin aslı da birdir.Eğer bir tek cihet olsaydı o zaman ikilik olurdu.
-Ya ! Buna ne derler?
-Üç ismi vardır:Birincisi yaratma sanatı, ikincisi zuhur cilvesi [ ilahi vasıfların tabiatta ve insanlarda tecellietmesi ], üçüncüsü ise bir ve tek olma oyunu [Allah'ın birliğinin olaylar ile varlıkları yaratma şekli ].
-Bunlar ne zaman olmuştur ?
-Zaman, inkar ile ilgilidir.Varlıkta zaman olmaz ki ! An olur..
-Peki , an dediğin nedir ?
-Sırf inkardır, sırf yokluk.İkrarda zamansızlık demektir.İnkar ile ikrarı ayırmak da mutlak zaman demektir.
-Elif-ba dediğin nedir?
-Kainatta zuhur eden olaylardır.
-Asıl olan harf hangisidir.
-Elif …
-Bu harf, varlığın mı , yoksa olayların mı aslıdır?
-Varlığın olamaz,olayların aslıdır.
-Elif’in aslı nedir?
-Nokta.
-Varlık dediğin nedir Elif mi, Nokta mı?
-Nokta.Nokta sessiz varlıktı;Elif ile konuşur.
-Ya ! Demek ki iki türlü varlık var?
-Hayır, Elif ile nokta birdir.
-Öyleyse Elif nasıl meydana geldi?
-Bunu sözle anlatmak imkansız.
-O halde benzerini göstererek anlat.
-Onun eşi ve benzeri yoktur.
-Hiç olmazsa örnek ver.
-Verilecek örneği ancak zaman ve mekan kaydından kurtulmuş olanlar anlar.
-Peki , örneğin sermayesi nedir?
-Arı.
-Arı ne yapar?
-Bal yapar, sevdirmek için…
-Daha başka ne yapar?
-Balmumu yapar,bildirmek için….
Mecnun son derece memnun olmuştu:
….
….
Ben böyle bir ruh hali içideyken Mütehayyir cebinden bir parça balmumu çıkardı.Orada bulunanlara göstererek:
-Ey ahali, işte Nokta, dedi.
Daha sonra balmumunu nefesiyle ısıta ısıta uzattı ve :
- işte Elif oldu, dedi.
Tam o sırada Mecnun ayağa kalkarak.
-Elif ‘ in başka ismi var mı? diye sordu
Mütehayyir:
-Evet,var.Gel de kualğına söyliyeyim , dedi.
Kulağına ismi fısıldadı ve kucaklaştılar.Bana dönerek:
-Ey delikanlı! Artık Leyla’sız Mecnun’sun. Çünkü şimdi Mecnun, Leyla oldu.Aradan Leyla da çıkarsa o zaman kulağıma fısıldanan ismi öğrenebilirsin…. dedi.
Sonsuz zevk ve saadete gömülmüştüm ki gözlerimi açıverdim.Aynalı, o yanık, davudi seseiyle okuyordu:
Ona Mecnun mu denilir ki onun Leyla’sı
Yeni bir cilve-i şevket ile Mevla olmuş
{Leyla’sı ilahi kudretin cilvesi ile ” Mevla” olmuş kimseye,hiç Mecnun denilir mi? }
Kaynak : A’mak-ı Hayal,Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi,Şule Yayınları,Sayfa [154-157].