der güzel insan İskender Pala. Sözlere dökemesek de aşkı, o yine içerlemeden süsleyebiliyor sözlerimizi. Demekki sözü de güzel kılan oysa biz de oradan görmeye çalışabiliriz aşkı. Hislerimiz,hicranlarımız,vuslatlarımız ve en derin acılarımız,ızdıraplarımız,kederlerimiz. Şöyle bir dönüp baktığımız zaman hepsine, aşkta bunların hepsini görebiliriz. Ve yine İskender hocam devam etmiş;
Bir şeyin aşk olabilmesi için tutkulu olması, patolojik olması, anormal olması gerekir. İştahla yemek yerken hatırlayıp sevileni, yemek boğazda düğümleniyorsa; derin uykularda görülen rüyadan sonra bir daha uyku girmiyorsa gözlere, sen bir mecliste adi anıldığında onun, inziva engin bir boyut kazanıyorsa, hamasi bir söylevin tam ortasındaki bir kelime, bir cümle ne dediğini bilmezleştiriyorsa insani, iste odur aşk. O ki, göz kapakları kapandığında karanlıkları son bulmuyorsa,ne cür’et aşktan söz edile!?.
Eskiler “Ah mine’l-Aşk” yani “Ah aşkın elinden!…” demişler. Galiba biz de “Ah Bine’l-Aşk ” yani “Ah aşka ulaşmak!…” demeliyiz.
Ah M(B)ine’l-Aşk
İskender Pala
“Ah Bine’l-Aşk ”
Yazılarınız çok hoş..Ama terk edilmiş havası var burada. Devamı gelsin isterim